İHTİYACINIZ Olan Güvenilir Çözüm Ortağı ve Danışman

Tam Raporlama

Şirketin finansal anlamda durumunun tespit edilerek, karşılaşabileceği riskleri önceden tespit ederek, gerekli raporlamaların yapılarak yönetime bilgi verilerek yönetimin karar sürecine yardımcı olunmaktadır.

Devamı

Muhasebe ve

Muhasebe ve bordro hizmetleri ile, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'na (IFRS) ve Amerika'da Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri'ne (US GAAP)uygun mali tabloların hazırlanmasına destek vermekteyiz.

Devamı

Teşvik Danışmanlığı

Teşvik Belgeli Yatırımlar, Ar-Ge ve Yazılım Faaliyetleri, Gümrük ve Uluslararası Ticarette Teşvik Uygulamaları olmak üzere mevzuatta bulunan diğer tüm teşvik konuları ile ilgili aşağıdaki hizmetleri 

Devamı

Organize San.Bölgesi

Yazar:Ahmet KUTSAL -   Yeminli Mali Müşavir -  

I) Giriş  

Ülkemizde sayıları 258’i bulan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), onbinlerce sanayi kuruluşuna sanayi parseli tahsis edip, altyapılarını kuran ve katılımcılarının (OSB’de sanayi parseli bulunan sanayici) ortak ihtiyaçlarını karşılayan, bu işlerin yapılması sırasında da mal ve hizmetler talep ve arz ederek, iktisadi hayatın her aşamasında tedarikçi, dağıtımcı, üretici veya tüketici olarak yer alan özel hukuk tüzel kişileridir.
Bu çalışmamızda; 15.04.2000 tarih ve 24021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun “Muafiyet” başlıklı 21. maddesinde yer alan “OSB tüzel kişiliği, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmü ile ihdas edilen muafiyetin hukuki kapsamı ile idarenin ve yargının bu hükmü nasıl algıladığı üzerinde durularak, uygulamada ortaya çıkan sorunlar hakkında açıklamalara yer verilmiştir.
II) Organize Sanayi Bölgeleri Mevzuatı
OSB tüzel kişiliğine tanınan bu muafiyetin arkasındaki yasama iradesinin anlaşılabilmesi için “Organize Sanayi Bölgeleri”nin Türkiye’de geçirdiği tarihsel sürecin incelenmesi gerekmektedir. Zira çeşitli kanunlarda karşımıza çıkan “Organize Sanayi Bölgeleri” kavramı, her dönem farklı anlamları ihtiva etmiştir.
Dünyada OSB uygulamasına ilk kez, XIX. Yüzyılın ilk yarısında ABD'de kendiliğinden ortaya çıkan bir uygulamayla rastlanılmış olmasına rağmen, ilk bilinçli uygulama 1896 yılında İngiltere'nin Manchester kenti yakınlarında kurulan "Trafford Park" uygulamasıyla gerçekleştirilmiştir. Organize Sanayi Bölgesi düşüncesinin ilk ortaya atıldığı ABD'de ilk uygulamalara 1899 yılında geçilmiştir. Türkiye'de 1960 yılında başlayan planlı kalkınma döneminde sanayinin, "lokomotif sektör" olduğu saptanmış ve ekonomik dengenin kurulması, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın birlikte gerçekleştirilmesi, belli bir hızda büyüme ve sanayileşmeye önem verilmesi gibi uzun vadeli hedefler belirlenmiştir. Belirlenen hedefler doğrultusunda; ülkede sanayinin geliştirilmesi amacıyla uygulamaya konulan pek çok teşvik tedbirlerinden biri olan OSB uygulamalarına, ilk olarak 1962 yılında Bursa OSB'nin kurulmasıyla başlanmıştır. Mevzuat boşluğunun giderilmesi amacıyla "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Fonlar Yönetmeliği" 31.01.1982 tarih ve 17591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe sokulmuştur. (1)
Fondan yararlanacak OSB’ler hakkında düzenlemeler yapan söz konusu yönetmeliğin 29. ve 42. maddeleri arasında yer alan “Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanat Siteleri İnşaat ve İşletme Giderleri Fonu” bölümünde, fondan yararlanacak OSB’lerin kuruluşu ve tabi olduğu kurallar belirlenmiş, henüz tüzel kişiliği bulunmayan bu oluşumların, “Müteşebbis Teşekkül” tarafından yönetilmesi öngörülmüştür. Yönetmeliğin 31. maddesinde Müteşebbis Teşekkülün; valinin başkanlığında, özel idareler, sanayi odaları, ticaret odaları, ticaret ve sanayi odaları, belediyeler (organize sanayi bölgesi belediye sınırları içinde olması halinde), sanayicilerin kendi aralarında kurdukları dernek veya kooperatiflerden müracaat edenler arasında, Bakanlıkça uygun görülenlerin bir araya gelmesiyle oluşturulacağı belirtilmiştir.
 
4562 sayılı OSB Kanunu’nun yayımlandığı 15.04.2000 tarihine kadar OSB kavramı; devletin sanayi tesisi kurulmasını istediği, bunun için de bir takım destekler verdiği “arazi parçası”nı ifade etmektedir. Bu arazi parçasında OSB kurulması ve işletilmesi Müteşebbis Teşekkül tarafından yapılmakta ancak, Müteşebbis Teşekkül veOSB’lerin tüzel kişiliği bulunmadığından, araziler tapu sicilinde Müteşebbis Teşekkülü oluşturan kurumların üzerine kaydedilmekteydi. Doğal olarak, arazilerin edinilmesi ve sanayi parseline çevrilerek katılımcılara tahsisi, o günlerin en önemli amacını teşkil ettiğinden, vergi muafiyeti ihdas edilirken öncelikle bu işlemlerde ortaya çıkan yükümlülüklerden hareket edilmiştir.         
OSB'lerin hızla çoğalması,ülkenin ekonomisindeki yerinin genişlemesi, bu bölgelerdeki işlemlerin ve ihtiyaçların çeşitlenerek artmasına karşın, OSB'lerin tüzel kişilikten yoksun olması, hukuki sorunlar ortaya çıkarmış ve yeni bir yasal düzenlemeyi zorunlu hale getirmiştir. Bu ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu 15.04.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, OSB’lere tüzel kişilik kazandırdığı gibi, OSB kavramına yeni bir anlam ve buna uygun olarak da bir takım yetki ve sorumluluklar vermiştir. 
OSB Kanunu’nun 3. maddesinde Organize Sanayi Bölgeleri kavramının; sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmeleri amacıyla, sınırları tasdikli arazi parçalarının gerekli alt yapı hizmetleriyle ve ihtiyaca göre tayin edilecek sosyal tesisler ve teknoparklar ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgelerini ifade ettiği; 5. maddesinde OSB’nin, kamu yararı gerekçesiyle adına kamulaştırma yapılabilen veya yaptırılabilen bir özel hukuk tüzel kişiliği olduğu, belirtilmiştir.   
OSB Kanunu’nun Geçici 6. maddesinde ise, “Kanunun yürürlüğe girmesinden önce OSB kurmak amacı ile müteşebbis heyeti meydana getiren kurum ve kuruluşlar adına iktisap edilmiş bulunan tüm arsalar, araziler ve tüm gayrimenkuller ile bilahare bunlar üzerinde müteşebbis heyeti meydana getiren kurum ve kuruluşlar adına inşa edilmiş olan tüm binalar ve ortak tesisler OSB tüzel kişiliği lehine tapuda tashihen tescil edilir. OSB müteşebbis heyetinin uhdesinde bulunan OSB'ye ait tüm menkul kıymetler ve iştirak hisseleri bedelsiz olarak OSB tüzel kişiliğine devredilir. Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünden satın alınmış olan arsa ve arazilerde Arsa Ofisi Kanununun 11 inci maddesine göre tapuya işlenmiş olan şerhler silinir” denilerek, Müteşebbis Teşekkülü oluşturan kurumlar adına tapuda kayıtlı olan, ancak, aslında OSB kurulması için edinilen arazilerin ve gayrimenkullerin OSB tüzel kişiliğine devrine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.   
OSB Kanunu’nun bütününde, bu Kanun öncesi dönemde yaşanmış OSB uygulamalarına ilişkin tecrübelerin belirleyici olduğu görülmektedir. Mesela OSB kurulmasına ilişkin Türkiye pratiğinin, Kanun’un “Kuruluş” başlıklı 4. maddesinde yansımalarını görmek mümkündür. (2)
III) OSB Tüzel Kişiliğine Tanınan Vergisel Muafiyetin Kapsamı 
OSB Kanunu’nun 2. maddesinde bu Kanun’un, organize sanayi bölgelerinin ve üst kuruluşlarının oluşumunu, organlarını, işleyişini, yönetim ve denetimini düzenleyen hükümler ile, bunlarla ilgili kişi ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen hükümleri kapsadığı, 21. maddesinde iseOSB tüzel kişiliğinin, bu Kanun’un uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muafolduğu belirtilmiştir. Dolaysısıyla OSB tüzel kişiliğine ve bu tüzel kişiliğin OSB Kanunu’nun uygulanması ile ilgili işlemleri ile sınırlı olarak muafiyet getirilmiştir. Diğer taraftan vergi, resim ve harç türleri açısından herhangi bir sınır konulmamıştır. Bu durum, öncelikle OSB bünyesinde sürdürülen ve OSB tüzel kişiliğinin doğrudan vergi mükellefiyetini gerektiren işlemleri, ikinci olarak da diğer kişi ve kurumların, OSB tüzel kişiliğinden dolaylı olarak tahsil ettikleri vergileri akla getirmektedir. Muafiyet hükmünün, OSB’nin mükellef değil de vergi sorumlusu sıfatıyla yerine getirdiği yükümlülüklere şamil olmayacağı açıktır.
Bu üç çerçeve içinde, katılımcılar ile yaptığı sözleşmelere dayalı olarak arazileri ve sair mal ve hizmetleri temin edip, bunları katılımcılarına tahsis eden ve sunan, altyapı ve inşaat işleri yaptıran, arıtma tesisi kuran, sigortalı çalıştırıp, kira akdeden, finansal kiralamalarda bulunup, rehin ve teminat işleri yapan ve yaptıran, EPDK’dan aldığı dağıtım lisansları ile katılımcılarının elektrik ve doğalgaz gibi temel enerji ihtiyacını karşılayan, iktisadi hayatın her aşamasında doğrudan veya dolaylı mükellefiyet işlemleriyle vergisel sorumluluklara muhatap olan OSB’lerin, bütün bu işlemlerdeki konumunun ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 
OSB Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan muafiyetin kapsamının tam olarak belirlenebilmesi için “OSB Kanunu’nun uygulanması ile ilgili işlemler”in neler olduğu ve “her türlü vergi, resim ve harç”ların hangi vergi, resim ve harçları ifade ettiğinin aydınlatılması gerekmektedir.
A) OSB Kanunu’nun “Uygulanması İle İlgili İşlemler” Nelerdir? 
Organize Sanayi Bölgelerinin, arazi parçalarından sanayi parselleri üretme temel amacı yanında, OSB Kanunu’nun 4. maddesinde, bu parseller üzerindeki yapılaşmaların bütün aşamalarının takibi, 20. maddesinde, bölgelerdeki altyapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletmesinin bu Kanun’un uygulanması ile ilgili işlemler kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Verg